Bugun...
Reklam
Reklam
OSMANLILARIN İLK DEVLET TEŞKİLATI


Volkan Yaşar BERBER
 
 

                           OSMANLILARIN İLK DEVLET TEŞKİLATI

 

        Divan, Devlet işlerinin birinci derecede görüldüğü merciidir. Padişahın, bulunmadığı takdirde vezirin başkanlığı altında devlet başşehrinde veya padişahın bulunduğu yerde kurulan bakanlar kuruludur. Divan her gün sabah erkenden namazdan sonra padişahın huzuruyla toplanıp askeri, örfi, hukuki, idari, mali v.b umumi kararlar verirdi. Divanda , padişah, vezir-i azam ve diğer vezirler, kazaskerler, defterdar, nişancı aza bulunurlardı. Vezir-i azamlar Askeri ve örfi işlere, kazasker hukuki ve şer'i işleri, defterdar mali işleri, nişancı, divan kaleminin arazi işlerini, has, zeamet, tımar tercihleri, tapu defteri kayıtları v.s tertibi işlerinden sorumlular idi ki, tetkik ve görüşlerini iletirlerdi. XV. yz. ortalarından sonra divan, padişah neredeyse haftada dört gün cumartesiden salı gününe kadar toplanırdı. Ve lakin ikindi divanları da kurulurdu mahiyetiyle Divan-ı hümayundaki mutad ve muayyen müzakerelerden başka vezir-i azamlar kendi saraylarında hatta da birkaç defa divan kurup divan-ı hümayun da görülmesine lüzum kalmayan ve yahut fazla olan işleri orada görürlerdi. Aslen divanlar sabah vakti namaz sonrası hemen düzenlenirdi.

 

      Osmanlılarda vezir artınca ilk vezire, vezir-i azam denildi. Vezirlerin, vezirlik alameti üç tığları vardı. Tuğları padişah verir idi. Tuğ, Türkçedir. Osmanlılarda bir araya toplanmış at kuyruklarının tepesi toparlak veya hilal şeklinde, sırığın ucuna takılmasıyla tuğ vücuda gelirdi. Kıllar kırmızıya boyanırdı, tepesinde beyaz ve siyah kıllardan oluşan ince başlık vardı. Vezirlerin üç, beylerbeyinin iki ve sancak beylerinin bir tuğu vardı.

Osmanlıların idarelerindeki yerler köy, kaza, sancak ve beylerbeyi şeklinde idari, askeri, bir taksimata tabii tutulmuştur.. İlk devirlerde İslam, Hıristiyan bütün köyler halkına kanunnamelerde reaya denilip bu tabir sonradan bütün gayrimüslimler hakkında kullanılmıştır. Reaya veya köylünün asker olmayan şer'i ve hukuki davalarına mahalli kadılar bakarlardı. Mutlakiyetle idare olunan beldelerde toprak ve reaya Emir'in yani hükümdarın addedilmiş olup bundan dolayı şimdiki tabirle devlete ait yerlere araz-i emiriyye denilmiştir.

      Toprağın terk ederek rızkını başka sanatta arayan bir köylü sınıfı vardı ki çift bozan denirdi. Topraklarını terk ettikleri için bunlardan ağır vergi alınırdı. Eğer çift bozan şahıs başka sanata girmeyerek diğer birinin toprağında ziraat yapıyorsa tarlasına dönmesi emrolunur, dinlemezse daha ağır ceza olarak iki öşür alınırdı.

İzmir ve Ege beldelerindeki çift bozanların çoğu garb ocaklarına gidip gemicilik ederlerdi. Osmanlı devleti kendisinden evvelki Anadolu Selçukileri gibi elindeki yerleri hizmet mukabili olarak muhtelif kısımlara taksim etmiş ve bir kısmını da havass-ı hümayün ismiyle Maliye hazinesine tahsis etmiştir. Bu devlette toprağın taksimatı diğer İslam devletlerinde olduğu tarzda yani İslamiyetin kaidelerine göre yapılmıştır.

Adaletli yarınlar temennisiylen...

[email protected]                   

    

 





Reklam

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI