Bugun...
DAMLA DAMLA


Nihan BALLI
 
 

Damla Damla

 
İzmir metrosundan çıkmıştım. Kafam dalgındı, biraz üzgündüm. Kendime gelmek için metronun çıkışında beklerken yanıma kitap satan küçük bir çocuk geldi. Kitapları uzattı ve içlerinden ismini beğendiğimi seçtim. Evime dönerken merak edip sayfalarını karıştırdım...  Kitaplarla oynadığım "rasgele bir sayfa açıp yazılanları kendime ithaf etme oyunu"nu oynadım. 
"Güneş! Huzurunda ahtım olsun, milyonlarca defa daha uyanıp sabahı seyr etsem ona hep ilk sabahımın yıpranmamış isteğiyle bakacağım. O benden bıksa da, ben ona doymayacağım." 
Kısacık bir mensur şiir, daha önce nadir karşılaştığım tatta cümlelerden oluşuyordu. Eve gidip okumak için sabırsızlandım. Böyle bir kitaptan habersiz olduğuma şaşırdım. Şimdi o minik çocuğa beni yeni bir ruhla tanıştırdığı için müteşekkirim.
İçinde "aşk, doğa, yaşam, ölüm" temalarıyla yazılan mensur şiirlerden oluşan bu kitap aynı zamanda Türk matbuatında Latin alfabesiyle basılan ilk eserdir.   Eser Mustafa Kemal Atatürk ve Ruşen Eşref Ünaydın'ın aynı sofrada edebi sohbetleri ile açılıyor. Kitaba ulaşması zor olanlar için bu kısmı özellikle paylaşmak istiyorum. Çünkü Ünaydın, kitabın oluşmasında Atatürk'ün payı olduğunu ve ilham kaynağının o olduğunu açıkça belirtiyor.  
"Gazi Mustafa Kemal bir gün sofrasında, alıştırma olarak bana şu kelimeleri verdi: 
"İnsan, sınırsız, insanlık, tezahür eder, aşk, ruh, ten, dudak, saç, hayat, hayat, hayat, şefkat, sevgi, ölüm, hayat, hayat, bilmem". -Bu kelimeler sana ne ilham eder? dedi.
Şunu yazdım:  İnsan isen sevginde sınırsız ol... İnsanlığın olgunluğu burada açığa çıkar... Bunu anlamayan hiç bilmeyecek güzel saç, berrak ten, duygulu dudak nedir?! O bilmeyecek aşk nedir, ruh ne!... Böyle biri için hayat bile ölümdür. Fakat insanlık bunu istemez. O hayat diler, hayat, hayat! Gel ey fani, anla ve gör ki hayat nedir... Şefkattir o, sevgidir o. Hayat budur... Ötesi ölümdür, onu ben bilmem. Hayat isterim, hayat...
Dinledi ve beğendi.
Ey yazımı okuyan! Maksadım, beni daima büyülemiş olan bu yüksek iltifatı sana hikaye etmek değildir. O, zaten benim ruhumun zevkidir, mutluluğumdur ki içimde saklarım. Onu burada anlatışım, hayatın ta kendisi olan Büyük Adam'ın birkaç kelimesinde şu küçük kitabın manasını bulduğundandır! Sunduğum damlaları zehir sanma... Acıysalar hayat çok tatlı olduğundan ve bu tat çabuk geçip gittiğindendir. Sıkıntılı bulursan, düşün ki, hiç ayrılmak dilemediğimiz neşe, çabuk kaçıp uçtuğundandır. Bu damlalar ölümden ve neşesizlikten şikayet için aktı... Dinle, işte ruhun sıcak ve aydınlık mermerine birer birer dökülüyorlar."

Ruşen Eşref Ünaydın Tevfik Fikret'in okuyucularına seslendiği "karilerime" şiirindeki gibi  okuyucularından gözyaşı ve samimiyet bekliyor...  Ünaydın'ın üzerindeki Tevfik Fikret tesirini kitap boyunca hissediyorsunuz. Ayrıca  Fikret'ten 28 yıl sonra hala şiirden beklentinin ortak olması dönemin şiir anlayışı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Böylesi etkileyici cümlelerin ve derin anlamların olduğu bu kitaptan habersiz olmak edebiyat dünyasına adım atmış kişiler için büyük bir kayıp diye düşünüyorum. Türk matbuatında Latin alfabesiyle basılan ilk kitap olan bu eseri günümüzde amatör yayın evlerinin baskıları dışında bulamamak da ayrıca üzüyor... Yeni bir baskısının iyi bir yayınevi tarafından çıkarılmasını temenni ediyorum çünkü elimdeki baskıda oldukça fazla yazım yanlışı bulunmakta...Damla Damla, cümlelerinin manasını Mustafa Kemal Atatürk'ün ruhundan almış şiirlerden oluşan bir eser... Atatürk'ün ilham kaynağı olduğu bu kitap sadece bu yüzden bile okunmaya değer.  




Reklam

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI