Bugun...
Alkarasından Samara'ya


Nihan BALLI
 
 

Alkarısı'ndan Samara'ya... 


Bu yazıda ismi nedeniyle ilgimi çeken Türk korku sinemasından Alkarısı: Cinnet filmini inceleyeceğim (Filmi izlemeyenler için dikkat; filmin içeriğine dair bilgiler vermekteyim.)  
Alkarısı: Cinnet, Muzaffer Gülçek yönetmenliğinde 26 Haziran 2015'de gösterime girmiş, halk bilimi geçiş dönemlerinden"doğum" ve milli bir korku demonu olan "alkarısı" konuları üzerine kurulu bir Türk korku filmidir. Alkarısı, Altaylı boylardan beri lohusalara musallat olduğuna inanılan kötü bir ruhtur. Kazak-Kırgız, Başkurt, Özbek, Yakut Türkleri gibi bir çok Türk boylarında da yaygındır ve Anadolu'da çok bilinir. 
Film, Ferit ve Güzide'nin telefon görüşmesi ile başlar. Güzide hamileliğinin son aylarındadır. Eşiyle konuşan Güzide, eve girer ve kara kız isimli kedisini besler. Film daha ilk sahnelerinde "kara kedi" motifini uğursuzluk habercisi olarak kullanır. Bazı hayvanlar halk inanmalarında bir tehlikenin habercisi sayılır ve kara kedi bunların en bilinenidir. Daha sonra Güzide kayınvalidesini yemeğe davet eder. Yemekte evliliklerinde bir geçimsizlik olduğu anlaşılır. Güzide anlam veremediği olaylar yaşamaya başlar. Çok umursamaz. Bir sonraki gün kız arkadaşı Dilara'yı davet eder. Dilara kıskanç, sinsi ve çocuğu olamadığı için arkadaşına zarar vermeye meyilli bir karakter olarak yansıtılır. Dilara bebek odasını görmek ister ve bebeğin beşiğine bir nazar boncuğu bırakır. Güzide evde yalnız kaldığında uykuya dalar. Uyku esnasında ruhu bedenden ayrılır ve bebek odasına geçer. Orada "alkarısı" ile karşılaşır.  Daha sonra garip olaylar birbirini takip eder. Güzide uyurgezer bir şekilde salona gider ve makasla bileğini kesmeye çalışırken eşi onu bulur. Eşi Güzide'nin yaşadığı tuhaf olayları dinlese de inanmaz. Onu psikiyatriste götürmeye ikna etmeye çalışır fakat edemez. Güzide artık alkarısının tesiri altındadır ve doktoru asla kabul etmez. Güzide kendi araştırmaları sonucu internetten yaşadıklarının "albastı" ve "alkarısı" ile ilgili olduğunu öğrenir. Fakat ona kimse inanmaz. Güzide sürekli alkarısından bebeği vermesi yönünde Arapça ve Latince olduğunu düşündüğüm sözler işitir, görür. Artık tamamen kendini kaybeder, kendine ve yakınlarına zarar verir. Kedisini boğarak öldürür, kendi dilini keser. Ferit hala ona inanmazken bir gece onun gördüğü şeyi kendisi de görür ve hocaya gider. Hoca alkarısını yakmak için akşam namazı ve sabah ezanı arasındaki süreçte evlerine gider. Kurşun döker, Güzide'nin alnına ateş basar, evden büyülü eşyaları çıkarır. Hoca bunun daha önceki evin sahibine yapılan bir büyü olduğunu, büyüyü bozacak her türlü şeyi yaptığını  Güzide'nin artık musallattan kurtulduğunu söylese de filmin sonunda Güzide'nin elinde bebeği ile izleyiciye bakışından onun hala tesir altında olduğu anlaşılmaktadır.
Filmin genel hattı ve özeti bu şekildedir. Film genel olarak kasvetli bir havaya sahip. Kadının absürd hareketleri ve gece başına gelenler biraz gerse de ciddi bir korku yaşatmıyor. Alkarısı ile karşılaşılan sahnelerde  takıldığım nokta, alkarısı genç bir kız görünümündedir. Saçları düz ve yüzünü kapatacak şekilde önüne eğik, beyaz elbiselidir. Filmin sonuna kadar siyah ellerinden başka hiçbir özelliğini görmeyiz. Aslında alkarısı hissi uyandırmaz. Daha çok yabancı korku sinemasının tesirindeki bir demon görünümündedir. Alkarısından daha çok Halka filmindeki Samara'nın replikası denilebilir. Eğer alkarısı bilindiği şekliyle,iri, çirkin, bazı fiziki bozukluklara sahip, genellikle uzun kıvırcık saçlı, kırmızı ya da siyah giyinen bir kadın şeklinde yansıtılsa daha korkutucu ve aslına uygun olurdu diye düşünüyorum. Filmin afişinde karşımıza çıkan kadın görüntüsü bilinen alkarısı motifiyle uyuşmakla birlikte, filmin içinde hiçbir yerde öyle bir görüntü ile karşılaşmayız. Bu anlamda izleyiciyi yanılttığı kanaatindeyim. 

Halkbiliminin ölüm öncesi dönemine ait olan ölüm öncesi ölümü düşündüren önbelirtiler; eşya gıcırdaması, nazar boncuğu çatlaması, makasın açık kalması, köpek-kurt uluması gibi motifler filmde sıkça kullanılarak yaklaşan bir tehlikenin haberini verir. Filmde dikkat çekici bir unsur, lacivert, kahverengi, turuncu renklerinin mekanlarda hakim olmasıdır. Güzide alkarısı tarafından izlenirken bakan gözün  başka aleme ait olduğunu yansıtmak için lacivert ve sepya yansımalı tonlarda rüya atmoserinde gösterilir. Bunu başarılı buldum. İzleyiciyi ışıklar, renkler geriyor. Filmin tümüne bir kasvet hakim. Ama bu noktada amaç izleyiciyi germek ise psikolojik gerilim, korkutmak ise korku filmi denmelidir. Bu film psikolojik gerilim kategorisinde ele alınırsa başarılı fakat korku kategorisinde ortalamadır. Yine de farklı bir yapım, sıradanlığı biraz aşarak karşımıza çıktığı ve folklorik unsurları günümüze aktardığı için izlenmeye değerdir.  





Reklam

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI