Yapçan'ı Serbest Bırakın...

Abdulkadir Yapçan'ın suçu ne?

Yapçan'ı Serbest Bırakın...
05 Aralık 2016 - 23:58 - Güncelleme: 06 Aralık 2016 - 08:49

 

Abdulkadir Yapçan Doğu Türkistan'da Çin zulmüne karşı yıllarca mücadele veren bir isim. Barın ayaklanmasına iştirak ettiği için Çin hapishanelerinde 3 yıl hapis yattı. Sonra ülkesini terk etmek zorunda kaldı, Türkiye'ye sığındı.

Türkiye'ye gelmek durumunu değiştirmedi Yapçan'ın. İşgalci Çin yönetimi tarafından 1996-1997 yıllarında Doğu Türkistan'da "terör faaliyetleri"ne katıldığı iddiası ile hakkında Kırmızı Bülten çıkartılarak iadesi istendi.

Peki biz ne yaptık?

Bizim "millî hükümet", bu şikayetleri dikkate alarak Yapçan'ı 2003 yılı Haziran ayında gözaltına aldı.

Sonra...

2008'de yapılan Pekin Olimpiyat Oyunları öncesi tekrar gözaltına alındı ve bir süre Yozgat'ta "mecburi ikamet"e tabi tutuldu.

Peki Yapçan durdu mu?

Tabii ki durmadı. "Suç" işlemeye devam ederek Çin zulmünü anlatan televizyon programları yaptı.

Bu arada ilginç bir gelişme yaşandı. "Şanghay Beşlisi" romantizmine kapıldığımız günlerde birden bire Çin'in aklına Yapçan'ın "Kırmızı Bülten"ini yenilemek geldi.

Tesadüfe bakın ki, son Çin seyahatinde Doğu Türkistan için Çin'in kulağını çeken (!) hükümetimiz ziyarete gitmeden iki gün önce, 31 Ağustos'ta Yapçan gözaltına alındı.

Ondan bir gün sonra da program yaptığı televizyon kapatıldı.

Yapçan 29 Eylül'de serbest bırakıldı, ardından 30 Eylül'de tekrar tutuklanarak Maltepe Cezaevi'ne konuldu. 40 gün cezaevinde kalan Yapçan çıktığı gün Göç İdaresi tarafından Kırklareli Geri Gönderme Merkezi'ne gönderildi.

Eğer bir müdahale olmazsa Çin'e iade edilecek.

Şunu da not edelim: "Kalifikasyonu çok yüksek" Suriyelileri vatandaş yapmak için çalışmalar yürüten hükümetimiz Yapçan'ın vatandaşlık başvurusuna da yıllardır cevap vermeye fırsat bulamadı.

Yapçan'ın şu anda neyle suçlandığı belli değil. Beraat ettiği davada Çin'e veya 3. bir ülkeye gönderilmemesine dair karar verilmiş. AİHM'nin de Yapçan'ın sınır dışı edilmemesine dair 30 Kasım'da aldığı bir karar var.

Peki o zaman Yapçan ne ile suçlanıyor ve neden sınır dışı edilmek isteniyor?

 "Millî" hükümetimizin şu sıralar Çin ile ilişkiler hususundaki hassasiyeti ve tabii ki "Türk sorunu" hakkındaki tarihi yaklaşımı malûm da "tutarlılık" adına sorum şu: Yapçan benzeri pek çok muhalif  lider Türkiye'de ikamet ediyor. Esad veya El Abadi istese onları da sınır dışı edecek miyiz?

Devlet dediğin iş ve işlemlerinde bir "standarda" sahip olmalı, Abdulkadir Yapçan'a neyse diğerlerine de o olmalı, değil mi?

Şu aralar AKP ile birlikte fiilî durumları hukukileştirme mücadelesi veren MHP'li yetkililer meşgul olduğu için olsa gerek Yapçan'ın durumunu Meclis gündemine taşımak CHP'li Gürsel Tekin'e düştü.

Durum bu.

Türk Dünyası'ndan sorumlu bir birimin olduğu MHP'nin bu konudaki girişimlerine bu sütunda yer vermek için sabırla bekliyoruz.

***

Özür...

 "Üniversitemizde PKK istemiyoruz, 'Apo'nun P.... Yıldıramaz Bizleri' şeklinde slogan attığınız ve olayların büyümesine neden olduğunuz" demiş ve devam etmişler: "Yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak disiplini suçunu işlediğiniz için..."

Bu eylem için, yani üniversitesinde PKK istemediği ve elinde binlerce insanımızın kanı olan bir eşkıyanın aleyhine slogan attığı için öğrenciye ceza verilmiş. Önce "bir ay uzaklaştırma"ya karar verilmiş, sonra "merhamet" gösterilip "kınama" cezasına indirilmiş hüküm.

Nerede?

Yer tanıdık: Hacettepe Üniversitesi....

Hacettepe'de bu ilk değil. Daha önce bu sütundan PKK'nın Hacettepe Üniversitesi'ni üs edindiğini, çocuklarımızın can güvenliğinin tehdit altında olduğunu yazdık.

"Devlet tedbir alsın" dedik...

Sonuç:  Eşkıyanın üniversiteyi işgal etmesini seyreden idare, bu işgali protesto eden öğrencilere bölücü teröristlerin "şeref ve haysiyetini zedelemek" suçundan kınama cezası verdi.

Aylarca önce Hacettepe'deki terörist işgalin seyredilmesine isyan edip "Hacettepe cenahında değişen bir şey yok" demiştim.

Yanılmışım, bir şeyler değişmiş...

Eski Rektör Türk bayrağını bir tahrik unsuru olarak görüp öğrencilerine "Türk bayrağı açarsanız karşı taraf daha çok tahrik olacak" diyordu.

Şimdiki Rektör ise teröristlerin şeref ve haysiyetini zedeleyen öğrencilere ceza veriyor...

Değişim böylesine gözle görülür bir hâl almışken yanılmamalıydım.

Özür dilerim...

İsmail Şahin

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum