Bugun...


Halil İNALCIK: TÜRKİYE'DE TÜRKÇÜLÜK VE TÜRKOLOJİ
Halil İnalcık'ın "Türkiye'de Türkçülük ve Türkoloji" yazısı

Halil İNALCIK: TÜRKİYE'DE TÜRKÇÜLÜK VE TÜRKOLOJİ
+ -

TÜRKİYE'DE TÜRKÇÜLÜK VE TÜRKOLOJİ[1]

Yazan: Halil İNALCIK

Osmanlı Devleti'ne sığınmış ve yüksek devlet basamaklarına çıkmış Lehli ve Macar asıldan milliyetçi ve liberal devrimciler (Celaleddin ve Ömer Paşalar), Osmanlılarda Türklük bilincini uyandırmaya çalışmışlardır. Öbür yandan, Rusya çarlık rejiminin Hıristiyanlaştırma Ruslaştırma politikasına karşı Türk Müslüman halklarında milli hareketin uyanması ve bu hareketin temsilcilerinin Osmanlı Türkiye’sine ilticaları ve destek aramaları (Yusuf Akçura), burada Türkçülük hareketinin doğmasını hazırladı. Türkçülük bilincinin başka önemli bir kaynağı askeri mekteplerdir.

Rus tehlikesini en derinden hisseden bu çevrede, ders kitaplarında, hanedana bağlılık yanında Türklük bilinci verilmeye özen gösterilmiştir (Süleyman Paşa). Nihayet, Türklük bilincine varanlar milli fikir kaynaklarını, şaşılacak bir biçimde, Fransız, İngiliz ve Macar Türkolojisi'nde buldular. Celaleddin Paşa, Leon Cahun'ın Asya Tarihine Giriş (Introduction a l'histoire de l'Asie, Turcs et Mongols des origins a 1405, Paris 1896) kitabını kullanarak Türklerin dünya tarihinde önemini belirtiyordu; Cahun'ın kitabı 1 900 tarihinde Necip Asım tarafından ilavelerle Türkçeye çevrilmiş (Türk Tarihi, İstanbul, 1316/ 1900) ; Türk milliyetçiliğinin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. 1830'larda İngilizler, Osmanlı ekonomisinde, ıslahat girişimlerinde ve Türkoloji alanında önde geliyorlardı. IL Sultan Mahmud'a ithaf olunan bir gramer kitabına ( Grammar of the Turkish Language, London 1 832) yazdığı önsözde (78 sayfa) A.L. Davids, Türk dillerinden, eski Türk tarihinden ve medeniyetinden söz etmekteydi. Orta Asya'da, Rusya'nın, Türkistan'da saldırgan siyaseti ve yayılışını Hindistan sömürgesi için büyük bir tehlike olarak gören Britanya İmparatorluğu, 1 870'lerde Osmanlı padişahını bu bölgede aktif bir politika gütmeye teşvik etti. II. Abdülhamid döneminde Kaşgar Ham ile doğrudan doğruya diplomatik ilişki kuruldu. Bu temas, o zaman geçici de olsa, Türk birliği hakkında Türkiye'de bazı ilginç girişimlere yol açmıştır. Rus çarlığının yalnız Osmanlı ülkesini değil, Orta Asya Türk ülkelerini de istila girişimleri, İngiliz diplomasisinin uyarısıyla, oradaki Türk halklarıyla bir kader birliği duygusunu uyandırdı. İstanbul'da, Orta Asya Türkeri’yle birlik hakkında siyasi ve kültürel bazı hareketler kendini gösterdi. Şeyh Süleyman, bir Çağatay Lügati yayımladı ve Süleyman, hükümet tarafından Orta Asya'ya gönderildi.

Türkoloji ve Türk filolojisinin kurucuları oryantalistlerdir. VIII. yüzyıl Kök-Türk (Gök-Türk) abidelerini keşfeden, bu yazıtlarda eski Türk runik alfabeyle yazılmış en eski Türkçe metni ilk defa çözen V. Thomsen, · Türk Lehçeleri lügatini yazan W. Radloff ve Orta Asya Türk kavimleri üzerinde en yetkili eserleri yayımlayan V. Barthold, oryantalizm okulundan yetişmiş Batılı ilim adamlarıdır. Orhan Abidelerinin keşfi, 1900'lerde Türkler arasında heyecan uyandırmış, Türkçülüğün gelişmesinde ve nihayet Türkiyat Enstitüsü'nün kuruluşu (1924) ile Türkoloji'nin bir ilim dalı olarak ülkemizde yerleşmesinde rol oynamıştır. Fakat, Batı filoloji metotlarının öğrenilip uygulanması yine de sorun olarak kalmıştır. Bu boşluk, Türkoloji tahsil etmek üzere Batı üniversitelerine Türk öğrencileri gönderilmesi ve Rusya'dan ve Almanya'dan gelen Türk-Tatar uzmanlara üniversitelerimizde görev verilmesiyle kapatılmaya çalışılmıştır.

Orhan Yazıtları dilinin çözülmesi, Türkoloji'nin ve Türk milliyetçiliğinin gelişmesinde önemli bir dönüm noktasıdır. Bu yazıtlar, VI. -VIII. yüzyıllarda tüm Avrasya'yı egemenliği altına almış olan Kök-Türk adını taşıyan devletin destanını bize Türkçe nakletmektedir. Yazıtların okunması, Batıda Türkoloji'nin gelişmesinde büyük etki yapmıştır. Orta çağda İranlılar ve Çinliler bu yazıtlardan haberdardılar. Batıda ilk kez İsveçli Phillip Johann von Strahlenberg, Sibirya'da sürgün hayatında yaptığı inceleme gezileri sırasında bu yazıtları görmüş ve Avrupa'ya dönüşünde (1722) yazdığı kitapta söz etmişti.' Orhan ve Yenisey Yazıtının dilini ilk kez çözen Danimarkalı dil bilgini V.L.P. Thomsen (1842- 1927), bu keşfini Danimarka Bilimler Akademisi'nin 15 Aralık 1893'teki toplantısında açıklamış ve tam metni Inscriptions de l'Orkhon dechifrf eesöe yayımlamış; bu konudaki çalışmalarını 1925'e kadar sürdürmüştür.

·· "Orhan Yazıtlarının okunması Türklük biliminde yeni bir çığır açmıştır" (Hasan Eren). Türk antikitesini parlak bir biçimde ortaya çıkaran Orhan Yazıtları, Türkiye’de heyecan ve gurur kaynağı olmuş, Türk kültür tarihine büyük hizmetler vermiş olan Türkçü Necib Asım, Orhan Abideleri yazısıyla bu önemli keşfi ilk kez Türk okuyucularına tanıtmıştır ("Orhan Abideleri", "Pek Eski Türk Yazısı", "Türk Tarihi",1316/ 1900). Daha sonra Hüseyin Namık Orkun, Türk Dil Kurumu yayınları arasında Eski Türk Yazıtları başlığı altında metni ve bugünkü Türkçeye çevirisini yayımladı. Orhan Yazıdan ve öteki eski Türkçe abideler ile Uygur metinleri üzerinde Alman ve Türk Türkologları araştırmalarını sürdürmüşler, Türkoloji böylece Batı oryantalizminin başlıca konularından biri durumuna gelmiştir.

Önemli olan, Türkologların, hümanizmadan beri gelişmiş olan fıloloji-hermenötik metodlarını Türkoloji'ye uygulamalarıdır. Macaristan'da Türkoloji tahsil eden Türklerin önde gelenlerinden

Hüseyin Namık Orkun (1902- 1956), Orhan Yazıtlarının ilk kez bilimsel bir yayımını Türkçeye kazandırmıştır. · Son yıllarda Prof. Talat Tekin, yazıdan ve gramerini, Batı Türkoloji’sinin tüm verilerini kullanarak örnek biçimde yayımlamıştır ...

Yabancı ülkelerde Türkoloji alanında belli başlı uzmanlar ve eserleri hakkında Rus oryantalisti A.N. Kononov'un peşinden (ilk eseri, 1972) Prof. Dr. Hasan Eren, Türkoloji ve yabancı Türkologlar üzerinde kapsamlı bir eser ortaya koymuştur (Türklük Bilimi Sözlüğü, I. Yabancı Türkologlar, Ankara: TOK, 1998). Eren, son yıllarda "Türklük bilimi" (Türkoloji) alanında çalışanların sayıca arttığına dikkati çekmektedir.


[1] İnalcık, Halil (2016) Türklük Müslümanlık ve Osmanlı Mirası, 3. Baskı: Kırmızı Yayınları, İstanbul, s.77-80

 




Bu haber 2902 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI