Osmanlılarda okumayı meslek edinen kadınlar vardı
Osmanlı kültür tarihine dair çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, Osmanlılarda kadınların en çok Hz. Muhammed’in (sav) hayatını konu alan Muhammediye adlı kitaba sahip olduklarını ve kendi aralarında düzenledikleri okuma meclislerinde bu kitabı okuduklarını söylüyor.

Osmanlılarda okumayı meslek edinen kadınlar vardı


Osmanlı toplumunda kız ve erkek çocuklar 5-6 yaşlarında sıbyan mektebine gidiyor. Net olmamakla birlikte 10-11 yaşına kadar devam ediyor bu eğitim. Burada okuma-yazma eğitiminden ziyade Kur’ân, namaz sureleri, ilmihal bilgileri gibi dersler görüyorlar. Ayrıca Kur’ân pahalı olduğundan, herkesin kendi okuyacağı kısımları kopya etmesi için de hat dersleri var. 

Sonrasında kızların önünde herhangi bir alternatif var mı? 

Sıbyan mektebini bitirdikten sonra ailelerin sorumluluğu devreye giriyor. Bu da büyük ölçüde ekonomik durumla ilgili. Çünkü kız çocukların okuma-yazma öğrenebilmesi için özel ders almaları gerekiyor. Kırsal kesimde yaşayan halk için bu çok mümkün değil. Çünkü hem maddî imkânlar yetersiz, hem de çocuklardan üretime katkı yapmaları bekleniyor. 

Ya şehirlerde? 

Şehirde durum farklı: Ticaret erbabı, ulema ya da bürokrat ailelere mensup kızların okuma yazma bildiğini görüyoruz. Mesela bazı şair, hattat kadınlar var. Bunlar daha çok zengin, varlıklı ve bilgin ailelerden çıkıyor zaten. Bir ulema ailesinde yetişen kadın, babasının kitaplarını görüyor, bir heves oluşuyor. 

Peki kadını İslâm’ın ilk asırlarındaki gibi yoğun eğitim-öğretim faaliyet alanlarında Osmanlılarda niye göremiyoruz? 

Osmanlılarda İslâm dünyasındaki gibi bir tabloyla karşılaşmıyoruz, doğru. Ancak baştan söyleyeyim bunun sebebi İslâm değil. Kadının Osmanlı toplumundaki yeri meselesini ele alırken İslâm’dan ziyade Osmanlılara has örf, adet, gelenekler ve coğrafya göz önünde bulundurmalıyız. Osmanlılar, Müslümanlık geçmişi olmayan bir coğrafyaya geliyorlar, o coğrafyada tutunmaya çalışıyorlar ve şehirleşmeleri doğal olarak zaman alıyor. İstanbul’un fethine kadar sadece Bursa ve Edirne var. Okumuş yazmış ailelerin çıkması da fetihten sonra uzun bir zaman alıyor. Bundan dolayı günlük hayat ne gerektiriyorsa kadın da o rolü oynuyor toplumda. Okuma belli bir derece zaruret. Ayrıca halk kitaplarının çoğu manzum ve ezberlenmesi de kolay. Kişi, biraz dinleyerek biraz bakarak kolayca çözebilir bu tür kitapları. Yazmaya gelince, yazmak çok ayrı bir şey. Okuma bilen bir kısım kadının yazmayı bilmediğini görüyoruz. 

Yazının tamamı için:https://www.star.com.tr/acik-gorus/osmanlilarda-okumayi-meslek-edinen-kadinlar-vardi-haber-1438833/


Tarih: 10.03.2019 13:25