Manisa’da Ahdine Vefalı Hayırsever Bir Kadın: Dilşikâr Hatun
Hasan DEMİRTAŞ Yazdı: Manisa’da Ahdine Vefalı Hayırsever Bir Kadın: Dilşikâr Hatun

Manisa’da Ahdine Vefalı Hayırsever Bir Kadın: Dilşikâr Hatun


Manisa’da Ahdine Vefalı Hayırsever Bir Kadın: Dilşikâr Hatun***

Hasan Demirtaş

Geride bırakacağın eser, sana rahmet okutacak bir eser olmalı

Vakıf müessesesi, Türk tarihinde Selçuklu ve özellikle Osmanlı dönemlerinde meydana getirdiği kurumlarıyla birlikte sosyal, kültürel, ilmî ve iktisadî hayatın en önemli öznelerinden birisi olması hasebiyle başta tarih olmak üzere, hukuk, iktisat, sosyoloji ve mimarlık gibi pek çok disiplinin inceleme alanına girmektedir. Vakıf müessesesinin tetkiki için en önemli yazılı kaynaklar hiç şüphesiz vakfiyelerdir. Vakfiyeler, başta ait oldukları yapılar olmak üzere herhangi bir yerleşim birimindeki mahallelerin, çarşı ve pazarların, mimari eserlerin, etnik durumun, meslek erbabı ve sosyal tabakaların tespitine imkân veren kıymetli belgelerdir. Vakfiyeler vakfın kuruluşu, vakfın işleyişi, vakıftan yararlanacaklar, vakıf eserlerin yapısı gibi bilgiler, vakıf kurucularının biyografileri, dünya algısı, vakıf kurmadaki amacı, hangi eseri ne zaman ve nasıl bir hâletiruhiye içinde yaptırdığına dair  veriler sunabilmektedir.

 

Bu itibarla yazımıza konu edindiğimiz ve günümüzde Manisa merkez ilçelerinden olan Şehzadeler ilçesi sınırlarında yeralan Dilşeker Mahallesi’ne yaptırmış olduğu mescit, mektep, cami, imaret, hamam gibi eserleri sebebiyle 17. yüzyıldan itibaren bir mahalleye adı verilen Dilşikâr Hatun  hakkında da en önemli bilgi kaynağımız vakfiyesidir. Dilşikâr Hatun hakkında başka bir bilgi kaynağı ise kocası Alaybeyi Ferhad Ağa’ya ait vakfiyedir. Tıpkı Dilşikar Hatun gibi Osmanlı döneminde Manisa’da yaptırmış olduğu hayrat eserler dolayısı ile 17. Yüzyıl Osmanlısından günümüze değin Manisa’da Alaybeyi Mahallesine adı verilen Ferhad Ağa’nın vakfiyesi, Dilşikâr Hatun’un biyografisi ve vakfı hakkında da malumatlar vermektedir. Bu hayır sahibi karı-kocanın vakfiyeleri aynı tarihli olduğu gibi vakfiyelerinin suretleri de Manisa Şer’iye Sicil Defteri’ne peşpeşe kaydedilmiştir. Yaşadıkları dönemde Manisa’da “Saz Mahallesi” olarak adlandırılan mahallede yaptırdıkları vakıf eserleriyle mahalleyi yeniden imar eden ve birbirleriyle adeta “hayırda yarışan” bu çiftin isimleri günümüzde de yan yana olan Dilşikar ve Alaybey mahalleleri ile anılmaya devam etmektedir.

 

 

Alaybey ve Dilşeker Mahalleleri, Şehzadeler/Manisa***

Dilşikâr Hatun’un Kimliği

Dilşikâr Hatun’un şahsiyeti hakkında en önemli bilgi kaynağı Manisa Şer’iye Sicilleri arasında yeralan 82 numaralı defterde suret olarak kayıtlı olan Dilşikar Hatun Vakfiyesi’dir.[1] Dilşikâr Hatun, söz konusu vakfiyede “Hayrünnisâ Dilşikâr” olarak kaydedilirken aynı defterin bir sonraki sayfasında kayıtlı Alaybeyi Ferhad Ağa’nın Vakfiyesi[2] suretinde ise Ferhad Ağa’nın karısı olarak tanımlanmış ve “Hacı Hatun yani Dilşikâr” olarak kaydedilmiştir. Günümüzde Manisa’da Dilşeker Mahallesi’nde bulunan Dilşikâr Hatun Camii’nin H. 987/M. 1579-1580 tarihli kitabesinde camiyi yaptıranın ismi “Hacı Hatun” olarak kaydedilmiştir.[3] Her üç belgedeki verilere bakıldığında, vakıf kurucusunun adının “Dilşikâr” olduğu, hac farizasını yerine getirdiğinden dolayı “Hacı”, hayrat eserler yaptırması sebebiyle de  hayırlı kadın anlamında “Hayrünnisâ” sıfatlarının ismiyle birlikte kaydedildiği tarafımızca değerlendirilmektedir. Vakfiyesinden Dilşikâr Hatun’un kocası olduğunu öğrendiğimiz Alaybeyi Ferhad Ağa’nın, alaybeylik görevinden önce Şehzade Korkud’un kapıcıbaşısı olduğunu 1575-76 yılına ait Vakıf Tahrir Defteri’ndeki vakıf kaydından[4] öğrenmekteyiz. Gerek “Dilşikâr” isminin saraylı cariyelere mahsus ahenkli bir isim olması ve gerekse kocası Ferhad Ağa’nın Enderun kökenli bir kapıcıbaşı olmasından hareketle, vakıf kurucusu Hacı Dilşikâr Hatun’un saraylı bir cariye olduğu ve bu sayede Ferhad Ağa ile evlenmiş olma ihtimalini düşündürmektedir.

 

Dilşikâr Hatun’un Ahdine Vefası

Vakfiyesinde verilen bilgiler ışığında vakıf eserlerini üç aşamalı olarak tamamladığı anlaşılmaktadır. Dilşikâr Hatun, önce Manisa Saz Mahallesi’nde bir mescit ile bu mescide bitişik olarak zaviyeli küçük bir imaret inşa ettirmiştir. Daha sonra ise yine aynı mahallede çocuklar için bir mektep yaptırmaya karar vermiştir. Dilşikâr Hatun sözkonusu hayratın devamlılığını sağlamak amacıyla muhtelif emlakını gelir olarak vakfetmiş, vakfın işleyişi ile ilgili şartlarını sıralamıştır. Bu kısma kadar klasik vakfiye metinlerinden pek bir fark yok iken vakfiyenin bu kısmında Dilşikâr Hatun için şu ifadeler kullanılmıştır:

 

“… daha sonra hac farizasını yerine getirmek için Kabe’ye gitmeye niyet etti ve şayet hacdan Kerîm olan Allah’ın lütfuyla sağ salim dönerse vakfiyesinde daha önce inşa ettirerek vakfettiği mescidin bitişiğine bir cami yaptıracağına dair Allah’a ahd vermiştir.  Hac vazifesini ifa ederek ve Rahim olan Allah’ın korumasıyla sağ salim Manisa’ya dönen Dilşikar Hatun “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylersiniz” “Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir[5] ayetlerine muhatap olmaktan korkarak ahdine vefa göstererek daha önce verdiği sözlerin gereği olarak cami yaptı”.[6]

 

Hacca gitmeye niyet eden ve bu niyetini gerçekleştirdiği taktirde daha önce inşa ettirdiği mescidin bitişiğine bir cami yaptırmaya “ahd”[7] eden Hacı Dilşikâr Hatun, ahdine vefa göstererek sözü edilen camiyi inşa ettirmiştir. Yaptırdığı caminin bakım onarım, personel gideri ve sair masrafı için Manisa’daki muhtelif emlak ve dükkanlarını vakfeden Dilşikâr Hatun, ayrıca cami yakınlarına kadın ve erkeklere mahsus olmak üzere çifte hamam inşa ettirdiğini vakfiyesinde ifade etmiştir. Vakfiyenin devamında Dilşikâr Hatun’un ikinci kez hacca gitemeye niyet ettiği ve bu niyetinde muvaffak olması durumunda vakfına ilaveler yapmayı ahdeylediğini görülmektedir:

 

“… (Dilşikâr Hatun) yine Allah’ın izzet ve keremiyle ikinci kez hacca gidip gelebilirse güzel bir minare ile büyük bir imaret yaptırmaya ahdetmiş, yaptıracağı imaret ve minarenin yerleriniz hazırlamış ve hac dönüşü bu ahdinin gereği olarak da minare ve imaretini inşa ettirmiştir.”[8]

İkinci defa hacca gidip gelen Hacı Dilşikâr Hatun, yine ahdine vefa göstererek camisinin yanına güzel bir minare ve daha önce yaptırdığı mescit ile çifte hamam arasındaki boş arsaya büyük bir imaret inşa ettirmiştir.

 

Dilşikar Hatun Vakfiyesi

Dilşikâr Hâtûn’a ait vakfiye H. 1052-1053 (M. 1642-1644) tarihli 82 numaralı Manisa Şerʻiye Sicili’nin 301-302 sayfalarında “Sûret-i Vakfiyye-i Dilşikâr Hâtûn” başlığı ile kaydedilmiştir. Söz konusu vakfiye Manisa vakıfları üzerine yapılan çalışmalarda içeriği hakkında özet bilgiler verilmiş olmasına rağmen[9] henüz tam olarak tetkik edilmemiştir. Yazım dili Arapça[10] olan vakfiyenin tarih ve şahitler kısmı defterdeki suretinde yer almamaktadır; fakat hem Dilşikâr Hâtûn Camii’nin kitabesinde H. 987 tsrikinin kaydeddilmiş[11]olmsı, hem de Dilşikâr Hatun vakfiyesinin bir sonraki sayfasında kayıtlı ve Dilşikâr Hâtûn’un kocası olduğu anlaşılan Alaybeyi Ferhad Ağa’nın vakfiye tarihi H. Rebiülevvel 987 (M. Nisan-Mayız 1579) olarak kaydedilmiş olmasından hareketle Dilşikâr Hâtûn vakfiyesinin tarihinin H. 987 (1579) olabileceğini söylemek mümkündür.  

Dibâce: Klasik vakfiye metinlerinde olduğu gibi Dilşikâr Hatun Vakfiyesi de Allah’ın bazı isim ve sıfatlarının sayılarak hamdedildiği, peygamber ve ashabına salât ve selam ifadelerinin yer aldığı dibâce kısmı ile başlamaktadır. Bu kısımda Dilşikâr Hatun’un vakıf kurmadaki manevi motivasyon kaynağı olarak “Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir”;[12]  “…Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükâfat olarak bulursunuz…”[13]; “Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır …”[14]; “İnsan için ancak çalıştığı vardır.[15] ayetleri ile yine sadaka vermenin ve mescit yaptırmanın faziletlerine dair hadisler kaydedilmiştir.

 

Dilşikar Hatun Camii ve Minaresi***

 

Vakıf Eserleri (Hayrât): Dilşikâr Hatun vakıf eserlerini üç aşamalı olarak yaptırmıştır. Vakfiyesinde belirtildiğine göre önce Saz Mahallesi’nde bir mescit, mescide bitişik zaviyeli bir imaret, bir su kuyusu açtırmış ve yine mescit civarında sıbyan mektebi yaptırmıştır. Dilşikar Hatun daha sonra hacca gitmiş ve dönüşünde  daha önce inşa ettirdiği mescidin bitişiğine bir cami, ikinci haccın dönüşünde ise büyük bir imaret ve caminin yanına da bir minare inşa ettirmiştir. Dilşikar Hatun’un vakıf eserleri hakkında vakfiyede zikrediliş sırasına göre aşağıdaki  bilgiler verilmiştir.

1- Mescit: Dilşikâr Hatun Vakfiyesi’nde belirtildiğine göre tarafından Saz Mahallesi’nde yaptırılmıştır. Mescitte günlük 2 dirhem ile imam, birer dirhem ile müezzin, kayyım ve sucu görev yapmıştır.

2- İmaret-Zaviye: Vakfiyede belirtildiğine göre mescidin bitişiğine imaret-zaviye inşa ettirilmiştir. Burada sabah ve ikindi olmak üzere günde iki defa yoksul ve garipler için yemek pişirilecek, yemek pişirene günlük iki dirhem ücret verilirken hademelere günlük beş ekmek verileceği vakfiyeye kaydedilmiştir.

3- Mektep: Dilşikâr Hatun vakfiyesinde yaptırdığı mescit civarında bir mektep yaptırmaya niyet ettiği belirtilirken bu mektepte günlük iki dirhem ile bir muallimin görev yapacağı ve mektebin talebelerine vakfın imaretinden sabah ve akşam yemek verileceği kaydedilmiştir. Vakfiyenin ilerleyen bölümlerinde mektebin muallim ücretinin üç dirheme çıktığı ve muallime yardımcı olarak iki dirhem ücret karşılığında bir halife vazifelendirildiği kaydedilmiştir. Bu mektebin işleyişi, mualliminde aranan özellikler ve ders usulü hakkında ile Dilşikâr Hatun vakfiyesinden sonra kaydedilen Ferhad Ağa vakfiyesinde daha ayrıntılı bilgiler yer almaktadır.

4- Cami: Yukarıda da belirtildiği şekilde mescit, imaret-zaviye ve mektep yaptıran Dilşikâr Hatun hacca niyet eder ve sağ salim hacdan dönerse bir cami yaptıracağına söz verir. Dilşikâr Hatun hac dönüşü verdiği sözün gereği olarak daha önce yaptırmış olduğu mescidin bitişiğine bir cami yaptırır. Camide beş dirhem ücret ile bir imam, üç dirhem ile bir hatip, ikişer dirhem ile iki müezzin ve bir kayyım görev yapacaktır. Ayrıca Dilşikâr Hatun tarafından camide okunması için bir büyük Kur’an-ı Kerîm ve otuz adet cüz ile bir Muhammediye vakfedilmiş; hafız, cüzhan ve muhammediyehânlar için vakfın gelirinden tahsisatlar ayrılmıştır.

5- Minare: İkinci kez hacca gitmeye niyet eden Dilşikâr Hatun daha önceki gidişinde olduğu gibi sağ salim hacdan dönerse bir büyük imaret ve bir de latif bir minare yaptıracağına söz vermiş ve hac dönüşü bu sözünün gereği olarak bir minare inşa ettirmiştir.

6- İmaret: İkinci kez hacca gidip gelen Dilşikâr Hatun verdiği söz gereği olarak hac dönüşü mescit civarındaki boş araziye büyük bir imarret yaptırmıştır. Vakfiyede daha önce belirtilen imaret şartlarına ilaveten Muharrem ayında aşure pişirilmesi, Rebiülevvel ve Rebiülâhir aylarında yemekli mevlid-i şerif okutulması şartını eklenmiştir.

Vakıf Gelirleri (Akarât):  Dilşikâr Hatun yaptırmış olduğu mescit, mektep, imaret-zaviye, cami ve büyük imaretin giderleri için sınırları ve özellikleri vakfiyede belirtilen dört bakkal dükkanı, iki ekmekçi dükkanı, iki karcı dükkanı ve üç karlık, iki şerbetçi dükkanı ve eşyası, bir mağaza, bağ ve meyveli ağaçları içeren büyük bir bahçe ile biri Manisa merkezinde kendi mescidi civarında ve diğeri de Ilgamlı köyünde olmak üzere iki adet çifte hamamı vakfına gelir olarak tahsis etmiştir.

Vakfın Yönetimi:Dilşikâr Hatun aynı zamanda kocası Alaybeyi Ferhad Ağa Vakfının da mütevellisi olan Divân-ı Âlî katiperinden Abdülmuhyi Çelebi’yi vakfına mütevelli olarak görevlendirmiştir.

 

Kaynaklar

1- Arşiv Belgeleri

Alaybeyi Ferhad Ağa Vakfiyesi, MŞS, Defter No: 82, s. 303-306.

Dilşikâr Hatun Vakfiyesi, Manisa Şerʻiye Sicilleri (MSŞ), Defter No: 82

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadime Arşivi, TD 544

2-Araştırma ve İnceleme Eserler

Abdurahman Küçük, “Ahid”, TDVİA, C.1, 1988, s. 532-533.

Çağatay Uluçay, Manisa Ünlüleri, Manisa 1946.

Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehmed Zıllî, Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, Yay. Haz. Yücel Dağlı-Seyyit Ali Kahraman-Robert Dankoff, 9. Kitap,  YKY,  İstanbul 2005

Firdevsi, Şehnâme I, Çev. Necati Lugal-Kenan Akyüz, M.E.B. Milli Eğitim Basımevi, 1945.

İbrahim Gökçen, Manisa Tarihinde Vakıflar ve Hayırlar (Hicrî 954-1060) I. Kitap, İstanbul Marifet Kitabevi

Keşfi Karadanışman, Manisa Tarihi Eser ve Kitabeleri, Manisa 1977

Kur’ân-ı Kerîm Meâli, Diyanet İşleri Başkanlığı, ankara-2011.

3- Elektronik Kaynaklar

http://www.manisakulturturizm.gov.tr/yazdir?3A7C9962115F6D4AB9B9D169AC854C62

https://www.google.com.tr/maps/place...

 

* Bu makale  2018 yılında Vakıf  ve Toplum Dergisi’nin 6. Sayısında yayınlanmıştır. Bk: Hasan Demirtaş (2018). "Manisa'da Ahdine Vefalı Hayırsever Bir Kadın: Dilşikâr Hatun". Vakıf Ve Toplum, Sayı 6, s. 56-61.

** Araştırmacı; hasandemirtash@hotmail.com

*** Harita https://www.google.com.tr/maps/place...’den  işlenerek alınmıştır.

[1] Manisa Şerʻiye Sicilleri (MSŞ), Defter No: 82, s. 301-302.

[2] Alaybeyi Ferhad Ağa Vakfiyesi, MŞS, Defter No: 82, s. 303-306.

[3] Keşfi Karadanışman, Manisa Tarihi Eser ve Kitabeleri, Manisa 1977, s. 30. 1671 yılında Manisa’ya gelen Evliya Çelebi, şehrin camilerini sayarken şehrin doğu yönünün bitiminde  Dilgüşâ Hanım Camii’nden bahsederek ve bu caminin H. 987 tarihli kitabesinde banisinin Hatice Hatun yazdığını belirtmektedir. Bkz. Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehmed Zıllî, Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, Yay. Haz. Yücel Dağlı-Seyyit Ali Kahraman-Robert Dankoff, 9. Kitap,  YKY,  İstanbul 2005, s. 41.  Evliya Çelebi’nin tarif ettiği yerde Dilşikâr Hatun Camii bulunmaktadır, seyyah hem cami ismini hem de söz konusu caminin kitabesindeki “Hacı” ifadesini “Hatice” şeklinde yanlış okumuş olmalıdır.

[4] Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyûd-ı Kadime Arşivi, TD 544, v.5b: “Vakf-ı Ferhad Ağa ser-bevvâbîn-i Sultan Korkud ...”

[5] Kur’ân-ı Kerîm, Saff Suresi, Ayet: 2-3.

[6] “… sümme baʻde zâlike teveccehet ile’l-beyti’ş-şerîf ve’l-Kaʻbeti’l-mükerremeti’l-latîfe muʻahhideten bi’llâhi’l-Kerîm el-Müteʻâl ʻan en-ehuccehâ ve ci’tü minhâ sâlimeten bi-lutfihi’l-Kerîm ebni câmiʻan mulâsikan li-zâlike’l-mescide sümme baʻde zâlike haccet ve câ’et sâlimeten bi-hıfzı’r-Rahîm fe-bâşeret bi-vaʻdihâ ellezî vaʻadethu fî-evveli’l-hîn havfen min-vaʻîdi’l-Kerîm min-kavlihi teʻâlâ Yâ eyyuhellezîne âmenû li-me tekûlûne mâ lâ tefʻalûn”[6] Kebure makten inda’llâhi en tekûlû mâ lâ tefʻalûn[6] fe-beneti’l-câmiʻi’ş-şerîf …” Bkz: MŞS, Defter No: 82, s. 301.

[7] Ahd, masdar olarak "bir şeyin yerine getirilmesini emretmek, talimat vermek; söz vermek" manalarma geldiği gibi, isim olarak, "emir, talimat, taahhüt, antlaşma, yükümlülük, itimat veren söz" anlamlarına da gelir. Ahidde hem yemin, hem de kesin söz verme anlamı vardır. Yemin ahdin dini ve kutsî yönünü, söz verme de ahlakî yönünü teşkil eder. Bkz: Abdurahman Küçük, “Ahid”, TDVİA, C.1, 1988, s. 532-533.

[8] “… ahdarat li’l-imâreti’l-kebîre el-vâsiʻa bi-en-tübna baʻde tecîü’l-vâkıfete mine’l-Kaʻbeti’l-mükerremete hâcceten mükerrereten sâniyeten inşâllâhu’l-e’azzü ve’l-ekrem ve ahidet bi’llâhi bi-en-tekûle in-ci’tü anhâ ebnî minâreten latîfeten ve imâreten vâsiʻaten ...” Bkz: MŞS, Defter No: 82, s. 302.

[9] Vakfiye kaynaklı özet bilgilerin verildiği çalışmalardan birkaçı için bkz: İbrahim Gökçen, Manisa Tarihinde Vakıflar ve Hayırlar (Hicrî 954-1060) I. Kitap, İstanbul Marifet Kitabevi, s. 74-81; Çağatay Uluçay, Manisa Ünlüleri, Manisa 1946, s. 32.

[10] Bu çalışma kapsamında vakfiyenin ilgili kısımlarının Türkçeleştirilmesinde yardımlarını esirgemeyen Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Tescil Daire Başkanlığı personeli Mütercim Hilal Aydemir ile emekli Mütercim Ali Çakır’a teşekkürü bir borç bilirim.

[11] Keşfi Karadanışman, Manisa Tarihi Eser ve Kitabeleri, Manisa 1977, s. 30.

[12] Kur’ân-ı Kerîm, Bakara Suresi, Ayet: 274

[13] Kur’ân-ı Kerîm, Müzemmil Suresi, Ayet: 20.

[14] Kur’ân-ı Kerîm, Nahl Suresi, Ayet: 96.

[15] Kur’ân-ı Kerîm, Necm Suresi, Ayet: 39.


Tarih: 06.01.2019 10:54