Bugun...


Ergül ALTAŞ Yazdı: YAĞMUR YAĞIYOR
Dışarıda yağmur yağıyor. İçimde, kabına sığmayan bir ırmak başını taşlara vura vura denize koşuyor.

Ergül ALTAŞ Yazdı: YAĞMUR YAĞIYOR
+ -

YAĞMUR YAĞIYOR

Yağmur yağıyor.

Kâh mırıl mırıl hüzünlü bir şarkı mırıldanıyor, kâh oynak bir türkü döktürüyor şakır şakır. Sanki işveli, edalı bir dilber karşımda arzı endam ediyor. İşi gücü bıraktım, sandalyemi pencerenin önüne çektim, seyrine durdum.

Camda, yol yol akıyor ellerimin yorgunluğu, başımın ağırlığı, hay huyla geçen ömrüm. Bir kuş çiziyorum camın buğusuna, kanatları gümüşten. Kuş gibi hafifliyorum.

On yaşındayım, yolun başındayım. Koşa koşa ekmek almaya gidiyorum bakkala. Annem bağırıyor arkamdan “Şemsiye almadan nereye? Hasta olacaksın.” Yazın sıcağından, kışın soğuğundan şikâyet etmeyi bilmediğim yıllar. Islanmanın, kirlenmenin, yıkanmanın; her şeyin güzel olduğu yıllar. “Hasta olmam ben anne. Boyum uzar, adam olurum.” “Adam olmak o kadar kolaydı!”

Ayağımda naylon çizmeler. Şap şap basıyorum su birikintilerine. Etrafa sıçrayan sular tepemden aşıyor. Üstüm başım çamurlu suyla alacaya boyanıyor. Annem kızmasın diye ahmakıslatanlarda yıkanıyorum. Üstüm başım, içim dışım tertemiz oluyor. Büyümedim ben, hiç büyümeyeceğim.

Bulutlar aralanıyor. Güneş, karahindiba gibi çiçek açıyor. Gökkuşağı bir zafer takı kuruyor ufka. Ah, bir altından geçebilsem! Biliyorum, göklere değecek başım. Kırmızı balonum, plastik topum, içi yün gocuğum; her şeyim olacak. Babam elimden tutup lunaparka götürecek.

Sabahtan akşamlara dek hiç açılmayan yağmurlar yağıyor. Teneke sobada meşe odunları yanıyor çıtır çıtır. Üstünde kestaneler kebap oluyor, çaydanlık kaynıyor fokur fokur. Annem odalarda dolanıyor. Babam bizimle beş taş oynuyor. Mutluluktan sobanın yanakları kızarıyor.

Saçak altlarına sığınan serçelere arpa buğday serpiyorum. Kuşlar saçaklardan gül yaprakları gibi dökülürken pırpır ediyor yüreğim. Kedileri, köpekleri unutmuyorum. Onlar doyunca ben de doyuyorum. “Allah kimseyi aç açıkta bırakmasın, açlıkla imtihan etmesin,” diye dualar kanatlandırıyor gök katına annem.

 Annemin göklere açılan ellerine rahmet yağıyor. Yerden bereket fışkırıyor. Bire bin veriyor tarladaki ürün. Şükür vacip oluyor. Lokmalar dökülüyor, keşkek kazanları kuruluyor. İhtiyaç sahiplerinin duası alınıyor. İyiler ölmüyor, kırklara karışıyor.

Yağmur yağıyor. Odalara sığamıyorum. Aklımda uçsuz bucaksız kırlar, masmavi gökler, sonra kuşlar. Şırıl şırıl akan bir dere, nereye böyle! Esme deli rüzgâr esme, aklım başımda değil.

Dışarıda yağmur yağıyor. İçimde, kabına sığmayan bir ırmak başını taşlara vura vura denize koşuyor.




Bu haber 41 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI