Bugun...


Arife Paşalar yazdı: Yedi Kocalı Hürmüz
Hürmüz; iyi huylu, mutaassıp. Safinaz; Her durumda Hürmüz'ün destekçisi olan bir kadın.

Arife Paşalar yazdı: Yedi Kocalı Hürmüz
+ -
Yedi Kocalı Hürmüz 
 
Kişiler:
 
Hürmüz; iyi huylu, mutaassıp.
Safinaz; Her durumda Hürmüz'ün destekçisi olan bir kadın.
 
(Hürmüz'ün kocaları)
Hızır Reis; denizci
Berber; kekeme
Memo; bekçi 
Hallaç; cimri
Fişek Ömer; en renkli tiplerden, belalı 
Sipahi Çavuş; asker
Doktor Hüsrev; zarif, kadın ruhundan anlayan bir tip. 
 
Edebiyatımızda oldukça renkli bir yeri olan; Türk mizahının önemli ismi Sadık Şendil tarafından yazılmış olan 'Yedi Kocalı Hürmüz' hem şehir tiyatroları hem de devlet tiyatroları tarafından defalarca sahnelenmiştir. Oyun, yakın zamanda Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından da sahnelenmiştir. Genel Sanat Yönetmeni Tayfun Şengöz'ün yönettiği oyun, 18. Direklerarası Seyirci Ödülleri'nde "Ensamble Ödülü"nü almıştır. 
 
Oyun yazarı Sadık Şendil ise 1913 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Önce Saint-Mitchell Fransız Lisesi'ne gitmiş, ardından Galatasaray Lisesi'ne devam etmiştir. Ziraat Bankası'nın başarılı eksperlerinden biri olarak çalışmıştır. Bu görevinde iken oyunlar yazmağa devam etmiştir.
 
Oyunun konusunu ele almak istemişken aynı zamanda sahneyle ilgili izlenimlerimi aktarmak istedim. Oyun cep telefonu uyarısı ile başlıyor. Eskiden gidilen oyunlarda böyle bir uyarı söz konusu değildi. Bu durum da teknolojinin gelişmesi ve telefonların özelliklerinin değişmesi ile ilgili bir durumdur. Ancak oyun aralarındaki uyarı, oyuncuların oyundaki rollerinde kullandıkları seslerle ve değiştirdileri ağızlarla verilmiştir.
 
Dekor, ışıklar, kostüm olması gerektiği gibi... Oyuncuların içeriğe uygun bir müzik eşliğinde seyircinin yanından geçmesi, onlarla göz göze gelmesi, seyirciyle şarkı söylemesi gibi tiyatroya özgü özellikler, izleyenlere ait olunan zamandan ya da mekandan başka bir şeyin var olduğunu unutturuyor. Algılar adeta dış dünyaya kapanıyor.
 
Eser 1800'lü yılların İstanbul'unu ele almaktadır. Hürmüz, anlatıcı tarafından Taşkasap'ta oturan, güzeller güzeli, 'iyi huylu', 'mutaassıp' ve 'namusuna düşkün' olarak verilmiştir. Hem de yedi kocalı bir kadın olmasına rağmen...  Hürmüz iyidir hoştur da kötü bir huyu vardır. O da her perşembe evlenmesidir. Anlatıcı böyle devam ederken Hürmüz dayanamaz ve söz alır. Bu 'cadaloz' yerine kendi anlatmağa başlar. Hürmüz yedi kocası olduğunu inkar etmektedir. Sadece beş kocası olduğunu söyler. Bunu  normal bir şeymiş gibi sunması da oyuna ayrı bir gülünçlük katmaktadır. Halinin böyle olmasının nedenlerini anlatır.
 
Hürmüz geçim derdindedir. Şu dönem söz konusu olduğunda geçim sıkıntısı yaşayan bir kişinin evlenerek ayakta durma çabası saçma  görünebilir. Ancak eser 1800'lü yılları yansıtmaktadır. O dönemde bir kadının toplumdaki yerinin ne kadar aşağılarda olduğu mizâhi bir dille anlatılmaktadır. Kadının çalışması pek mümkün değildir. Bu yüzden kadın erkeklere yaslanarak ayakta durmak zorundadır ve bu durum böyle karmaşık ilişkileri ortaya çıkarmaktadır. Eser dönemin toplumsal sorunlarını gün yüzüne çıkarmaktadır. 
 
Hürmüz paraya ihtiyaç duymaktadır.  Bu yüzden 6 tane sevmediği adamı birden tabir-i caizse 'idare' etmektedir. Fakat gönlü boştur. Kendisi de belirtir zaten bunu. Aşk ile cinselliğin farklı şeyler olduğu vurgulamak ister.  Altı hissiz koca Hürmüz'ü tatmin etmemektedir. Aslında gereğinden fazla para da onu mutlu etmemektedir. Nitekim gönlündeki kocaman boşluğu dolduracak erkeğe de rastlar nihayetinde. Doktor ona altı kocasının altısını da unutturacak zarafettedir.
 
Günümüzde hala bir koca üç dört kadın gibi konular konuşulabiliyorken yazarın bu durumu bir kadın yedi koca şeklinde mübalağalı şekilde ele alması olaya mizah unsurunu katıyor ve izleyiciye eleştirel bir bakış kazandırılmasını sağlıyor. Kadınların sahneye çıkıp çıkmamasının tartışıldığı bir dönemde oyunun sergilenmesi de manidardır ve yerindedir.
 
Kadının eskiden beri şeytanlıkla suçlandığı, her türlü kötülüğün kaynağı olarak görüldüğü düşünüldüğünde bu gibi eserlere çok ihtiyacımız olduğu da akla getirilmelidir. Oyun, dışarıdan önyargı ile bakıldığında sanıldığı gibi çok eşliliği özendirici değildir, eşit durumlar söz konusu olduğunda bile erkekten çok aşağılanan kadının yerini bir nebze olsun yukarılara taşıma isteğini içermektedir. 
 
Evet, birileri kabul etse de etmese de Hürmüz yedi kocalı olmasına rağmen oyunda verildiği gibi namuslu, mutaassıp bir kadındır. Çünkü bu durumun altısının birden varlığından rahatsız olduğu kocalarla bir ilgisi yoktur. Doktor'un gözünün Hürmüz'den başkasını görmemesi gibi Hürmüz'ün de kalbi artık yalnız Doktor için atmaktadır. Ve artık onların aşkı için kimsenin söyleyecek sözü yoktur. Doktorun ileride nasıl davranacağı bilinmez ama Hürmüz, aşık olduğu adama yaşadığı müddetçe sadık kalacaktır. Yazar bu konuyla ilgili bir bilgi vermese de durumun böyle olacağı izleyici tarafından anlaşılmaktadır.
 
"Kadınlar Sahneye!" sloganının her daim, her yerde yankılanması dileğiyle...
 
Not: Bundan önceki Kafir başlıklı yazımda Nef'î'nin XVII. asır şairi olduğunu yazacağım yerde VII. asır şairi olduğunu yazdığımı farkettim. Bunun için sizlerden özür dilerim.



Bu haber 281 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI